ben yAZIYORUM - free blogcu şablon -ECEMALP <$BlogMetaData$>



16/4/2007

SAY Kİ..

SAY Kİ..

Say ki

Seninle içinde sevda geçen bir türkü söylemedik

Say ki

Gece mektuplarını ve en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik..

Say ki

Sevda treni kaçırdığım durakta bir süre beraber beklemedik

Sen git

Ben gelemem bu yürekle

Yada kal

Eylül yağmurlarını bekle

Seni yağmurdan sonra seveceğim

Saçlarıma ak düşmemiş halimle…

Sen yaşlardayken.

On sekizimde yirmimde..

Seni yağmurdan sonra seveceğim..

Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle..

Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle.

Seni yağmurdan sonra seveceğim..

Aşksız geçen onca yılı yakacağım,

Sevda alevinde kendi ellerimle..

Şimdi git

Say ki..

Seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik

Say ki

Oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı

Ve sevdadan hiç söz etmedik..

Say ki

Hiç gülmedik, aynı şeyleri sevmedik

Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik..

Seni yağmurdan sonra seveceğim

Kimse bilmeyecek herkesten gizleyeceğim

Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada.

Seninle gökkuşağının altından geçeceğim

Seni yağmurdan sonra seveceğim

Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim..

Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak..

Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim

Ben seni yağmurdan sonra seveceğim

Ve bir gün ölürsem yeşil gözlerinde öleceğim……

 

                                                                                        Alıntı

14/4/2007

ÖZLEDİM

 

 

Özledim

      Bitip tükenmek bilmeyen yollarla,özlemle,hasretle,yüreğimdeki sızılarla yani gurbetle tanıştığımda on yedi yaşındaydım.On yedi yaşında ailemden kilometrelerce uzakta bir başıma olmak beni başlangıçta epeyce zorladı.Üniversite okumak adına çıkılan gurbet, belli bir süre sonra yerini, yeniden birlikteliğe,yeniden o sıcak aile ve memleket ortamına bırakacak sanıyordum.Bunun, benim hayat felsefem yada yaşam tarzım olacağını bilseydim sanırım isyan ederdim.

       Geleceği bilmemek belki de bu yüzden güzel.Bazı şeyler hayatınıza sindire sindire,alışa alışa giriyor. Geçiş, zaman aracılığıyla öyle güzel sağlanıyor ki;ne kafanızda ne de yüreğinizde bir deprem yaşamıyorsunuz.Zaman hayatınızı, duygularınızı özlemlerinizi öyle güzel şekillendiriyor,öyle güzel karelere oturtuyor ki canınız yanmıyor. En azından o ilk günlerin kronikleşen acıları, artık zaman zaman şartlar ve ortam denk getirirse kapınızı çalıyor.Hatta  ailenizden birilerini en son ne zaman gördüğünüzü,memleket havasını ne zaman soluduğunuzu şaşırarak hatırlıyorsunuz.

      İlk yıllar ağır geçse de bir süre sonra insan “Doğduğum yer değil, doyduğum yer” demeye başlıyor.Alışıyorsunuz. Geleneğine, göreneğine, insanına, havasına İçinizde biraz da insan sevgisi ve hoşgörü taşıyorsanız,uyum hiçte zor olmuyor. Zaten gurbet öyle bir yük ki kimseye devredemiyor,paylaşamıyorsunuz.Onunla yaşamayı öğrenmeyip de ne yapabileceksiniz ki?Gözleriniz zaman zaman bir noktaya takılıp kalır ve düşünürsünüz. Hele de radyo da veya TV’de içinizi acıtan bir gurbet türküsü de çıktıysa;anılar dolar odanıza. Anılara, acılar ,özlemler eşlik eder. Dudaklarınızda belli belirsiz bir gülümseme.Annenizin yemeklerini,babanızın sohbetlerini,arada sırada kapınızı çalan komşunuzu,mahallede top oynayan çocukları,bakkalınızı, zaman zaman bir yerler de buluştuğunuz arkadaşlarınızı, içtiğiniz bir fincan kahveyi,doyumsuz muhabbetleri…O türkü size neler yaşatmaz,nerelere götürmez ki?Gözlerinizden akan iki damla yaşla ve derin bir iç çekmeyle yeniden dönersiniz şimdiki hayatınıza ve doyduğunuz yere.

         Doğduğunuz topraklar tıpkı sizin gibi, baharlar kışlar yazlar görür.Güneş orada da her gün tüm güzellikleri ve fırsatları aydınlatır. Yağmurlar orada da berekettir.Orada olmasanız da hayat hem size hem hasretini içinizde taşıdığınız baba ocağına tüm renkleri sunmaya devam edecektir. Gurbetçilerin biricik dostu telefon sizin içinde vazgeçilmez olacaktır.Komşu kızının düğününü duyup sevinecek yada bakkal Hasan Amcanın öldüğünü duyup üzüleceksiniz Yüreğinizde bir şeyler eksilecek Hasan Amca en samimi ve sevimli halleriyle hafızanızda canlanacak. Arada sırada uzakları yakın edecek yuvanıza döneceksiniz. Gördüğünüz değişimlere inanamayacaksınız. Mahallede top oynayan çocukları tanımayacaksınız.Dünün çocuklarının bugünün birer genç olduklarını şaşkınlıkla göreceksiniz. Hiç bir şeyi bıraktığınız gibi bulmamak canınızı sıkacak.Dedim ya hayat devam ediyor. Hafızamızdaki gibi durmuyor. 

              Üstüne şarkılar şiirler yazılan gurbet. Bitmeyen hasret. Yüreklerimizin gizli sevdası. Alnımızın yazısı. Beklemenin özlemenin  güzelliği kavuşmanın heyecanında gizli.Tüm sevdiklerinize bir telefon kadar bir otobüs terminali kadar yakın olduğunuzu bilin.  Hele de sevdiklerinizin sağlıklı ve huzurlu olduklarını biliyosanız sizi evde beklediklerini biliyorsanız varsın uzak olsunlar. Hayattalar ya..

 

 

11/2/2007

KEŞKE SÜTÜMÜ İÇMESEYDİM

                     Keske Sütümü Içmeseydim...

Yıldızların daha parlak

güneşin daha sıcak ,

yeşilin daha yeşil,

 insanların daha mutlu olduğu

yada olduğunu sandığım o günlere dönmek istiyorum.

Kaybettiğim her şeyi istiyorum.

Benden alınan daha doğrusu çalınan

bana ait her şeyi istiyorum.

Yaşlanıyorum.Yüzümdeki çizgiler artıyor.

Artık gülmediğim zamanlarda bile onları görebiliyorum.

O yerinde duramayan saçlarım,

kısaldıkları günden beri daha bir sakin görünüyor.

Güzel ellerim biraz sinirlenince tir tir titriyor.

Gözlerimdeki o pırıltı yok.İçimdeki o kıpırtı…

Yaşama sevincim nereye gitti.

Kim aldı onu benden??

Yıllar mı aldı? Yoksa göz yaşlarımla mı aktı?

Gözlerimden yaşlar akıtan her yeri çınlatan

kahkahalarıma ne oldu?

Ya bana sürekli ne kadar güzel olduğumu söyleyen o insanlar,

o insanlar nereye gitti?

Ne zamandır yalnızım ben ?

Kim beni bu kadar yalnız bıraktı?

Omuzlarımda taşıdığım bunca yükü

ne zaman kim koydu oraya?

Bunca yükün altına ne zaman girdiğimi

ne zamandır taşıdığımı bile bilmiyorum.

Bildiğim tek şey omuzlarım bacaklarım bedenim yüreğim acıyor.

Dün oturduğum bu sıralara şimdi

başka çocuklar oturmuş.

Bana öğretmenim diyen bu çocuklar da nereden çıktı.?

Arkadaşlarım öğretmenlerim nerede?

“Sütünü içmezsen büyüyemezsin”diyen annemin sesi

kulaklarımda çınlıyor.

Yıllar geçmiş ben büyümüşüm.

Keşke sütümü içmeseydim.

Büyümeseydim hiç.

Hep çocuk kalsaydım.

Akşamları babamın yolunu bekleyip

gelir gelmez gelir gelmez kucağına atlasaydım.

Cebinden çıkardığı kırmızı horoz şekerini

 sevinçle alıp yalarken yine dünyanın en mutlu kızı olsaydım.

Geceleri yatağıma yatar yatmaz uyusaydım

Beni yoran üzen kaygılandıran hiçbir şey olmasaydı.

Bedenimde yılların değil,

oynadığım oyunların izlerini taşısaydım.

Kafamda yarın mahallede oynayacağım oyun dışında

hiçbir kaygım olmasaydı.

Keşke sütümü içmeseydim de büyümeseydim.

Yokluğu bilmeseydim.

İhaneti görmeseydim.Hep çocuk kalsaydım da

hep mutlu olsaydım.

Hayatın debdebesinden

koşturmasından,nankör insanlardan

 iki yüzlülerden yalandan, dolandan,

 çıkarcılıktan hayat kavgasından bıktım.

 KEŞKE SÜTÜMÜ İÇMESEYDİM…

                              Songül KÜRŞAT

                                                            

 

Hakkımda
Son Yazılarım
Kategorilerim
Bağlantılarım

Arkadaşlarım

Herhangi şey




Myspace Layouts



image hosting for myspace

image hosting for myspace

Herhangi şey
>
Template By
Free Blogger Templates
  • benyaziyorum free blogcu template
  • <$BlogTitle$>
    Myspace Layouts